Nurettin ÇELMEOĞLU

Tarih: 16.01.2026 01:31

FERFİ HERİF DEMEK

Facebook Twitter Linked-in

Tanrım kimseyi o duruma düşürmesin. Yıllar önce başıma geldi, ne olduğunu iyi bilirim. Düşününüz; komünizmin tüm yoğunluğunu sürdürdüğü dönemde, dilini bilmediğiniz Macaristan’da, Budapeşte parklarından birindesiniz. Arkanızda, sağınızda solunuzda insan yok. Karşılaşabilecekleriniz de Macarca ve biraz Rusça dışında dil bilmiyor. Dikkatli, temkinli bir şekilde gezinmeye çalışırken birden tuvalet ihtiyacı bastırıyor… Belâ ki, ne bela!..

Gidebileceğim tek yer Duna Intercontinental Oteli ama yürü yürü bitmez denecek kadar uzak. Taksi nasıl çağrılır bilmiyorum. Bilsem de telefon nerede!.. Park dediğim bizim parklara benzemiyor; resmen orman yapmış adamlar. Orasında, burasında gerçekten hoş görünüşlü gölcükler olan kocaman orman.

Hızır Aleyhisselam mı oraya sürükledi, şansım mı bilmem, her haliyle tuvalet olduğunu haykıran turuncu renkli bina çıktı karşıma. İçimdeki ümit ve hızla yaklaşırken malûm kokuyla hedefte olduğumu anlayıp rahatladım. Durumum itibariyle artık saniyeler çok önemliydi. Boncuk boncuk terlemeye başlamıştım bile. İki yanda iki kapı. Birinde “NOI”, diğerinde “FERFI” yazılı. Biri “Erkekler”, diğeri “kadınlar” demek ama acaba hangisi kadın,hangisi erkek?

Tek çareye başvurdum ve kapıları göz hapsine aldım. Ferfi yazılısından çıkan iri-yarı kadını görünce yıldırım gibi Nöi’sine saldırdım.

Sen misin saldıran!.. O kadar zor durumdayım ki, gözüm görmüyor, ancak çığlıklarla anlayabildim ki kadınlar tuvaletindeyim. Anlık şaşkınlık içinde ne dediğimi bilmeden diğer tarafa ışınladım kendimi. Çığlıkların şuh kahkahalara dönüşmesine aldırmaksızın can havliyle kabine daldım.

Temiz değildi, hijyen koşulları uğramamıştı ama rahatlamama yettiği için yeterince mutlu olmuştum. Bulunduğum kabinde gereğinden uzun kaldım. Diğer yanda ürküttüklerimin hepsi çekip gittikten sonra çıkmak daha evla olacaktı. “Peki bu yanlışı nasıl yaptım?” diye düşünürken hatırladım; Ferfi’den çıkan kadını, öteki tarafta elinde süpürge, kovaya uzanırken görmüş gibiydim. Demek ki temizlik görevlisiydi. Boş zamanını yakaladığı erkekler kısmında işini bitirip çıkarken rastlamış ve o yanlışa düşmüştüm.

O gün, teşekkürden sonra Macarca ikinci kelimeyi öğrendim. Karıştırmamak için de şöyle düşündüm: Erkekler kısmında “FERFİ” yazılıydı. Ferfi, ses olarak “Herif” gibi bir şey. O zaman FERFİ demek, HERİF demek.. Yıllar yılı unutmadım bu sözcüğü. Aynı günün akşamında içimdeki ses “Az da olsa Macarca öğren!” komutunu verdi. İçimdeki sesin sözünü tuttuğum olur. Bu isteğini kırmadım. Ertesi gün Macar dostlara sözlük aradığımı söylediğimde, “Boşuna uğraşma” dediler ve eklediler “Yabacılar Macarca konuşamaz!”

Çok geçmedi, hepsini yanılttım. Sözlük bulamadıysam da, aldığım notlarla en azından sokakta, alışverişte, lokantada, takside işimi halletmeyi becerecek kadar öğrendim. Zaten 200 kadar Türkçe sözcük kullanıyorlardı. Az-buçuk Macarcamla evlere girebiliyordum artık. Birkaç yıl sonra Macarlar Demirperde’den kurtulup demokratik yönetime kavuştular. Bir anda her şey değişti. Kentler renklendi. İnsanlar izinsiz seyahat etmeye başladı. Özel şirketler kuruldu. Çalıştığım devlet şirketlerindeki dil bilen memurların neredeyse tamamı kısa sürede özel firmalarca paylaşıldı. İşte o süreçte, FERFI ya da “HERİF” sözcüğü sayesinde öğrendiğim azıcık Macarca işime çok yaradı. Öyle ki, Dönemin “Bakanlarüstü Müsteşarı” niteliğiyle tanınan güçlü ismi Profesör Ekrem Pakdemirli’ye kısa süreli tercümanlık bile yaptım.

Macaristan’a giderseniz unutmayın; Ferfi demek, herif demek…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —