George Orwell, İngiliz yazar. İlginç bir hayatı ve tecrübeleri var. Edebiyatla ilgilenip adını duymayan olduğunu sanmıyorum. Okumamış olsak bile onun, Papazın Kızı, Hayvan Çiftliği ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı eserlerini biliriz.
George Orwell’in özelde yazarlara ama bana göre yazı yazan herkesi üslup ve ifade konusunda altı tavsiyesi var. yazarken şu altı soruyu kendimize sormamızı tavsiye ediyor:
Orwell bunları kendimize sordurarak ne demek istemiş olabilir?
Dil değişse bile insan değişmez. Bugün Türkiye’de siyasetten medyaya, akademiden gündelik konuşmalara uzanan dile bakıldığında Orwell’in uyarıları doğru teşhis gibi görünüyor.
Orwell’in ilk uyarısı çok net. Yıpranmış ve herkesin defalarca duyup ezberlediği mecazları kullanma. Artık bunlar bir mesaj olmaktan çıktı ve klişe haline geldi. “Tarihi bir dönemeç”, “milletin sağduyusu”, “beka sorunu” gibi ifadeler artık bir anlam taşımıyor ve düşünce üretmiyor. Üstelik düşüncenin yerini işgal ediyor. Öyleyse okuyucu bildiği şeyi yeniden niçin okusun ki?
Kısa kelimeler, kısa cümleler varken uzununu seçmeyin. Özellikle resmî ve bürokratik metinlere bakıldığında adeta kasıtlı olarak uzun ve dolambaçlı ifadelerin, karmaşık tamlamaların ve iç içe geçmiş cümlelerin kullanıldığını görüyoruz. Çünkü ne anlatmak, ne de anlaşılsın isterler. Böylece de sorumluluğu dağıtıyorlar. Çünkü ne kadar belirsiz konuşulursa, o kadar az hesap vereceklerini düşünüyorlar.
“Hatalar yapılmıştır. Gereken işlemler başlatılmıştır. Bazı eksiklikler tespit edilmiştir,” gibi gümleler kullanmayınız. Dikkat ederseniz bu cümlelerde özne yoktur. Yani eylemlerin faili belli değildir. Burada edilgen dilin kullanılışının sebebi cehaletten ziyade ahlakidir. Çünkü öznesiz cümleler, öznesiz sorumluluk üretir. Dilin bu biçimi, siyasilerin en sevdiği maskedir.
Günlük dilde karşılığı varken yabancı kelime kullanmayınız. Anlaşılmaz olmak, çoğu zaman “derinlik” sanılır. Oysa anlaşılmayan metin, çoğu zaman anlaşılmamış düşüncenin ürünüdür. Dil, okuru dışarıda bıraktığında bilgi büyümez; yalnızlaşır.
Esas mesele kusursuz cümleler değil, dürüst sözlerdir. Dil, gerçeklerden kaçmak için kullanılırsa ne kadar düzgün olursa olsun yozlaşmıştır. Düşüncelerinizi kelimelerle ifade edemiyorsanız, hiçbir şey söylemeyiniz daha iyi.
Ben Orwell’i onaylıyor ve benimsiyorum. Ama bu benim düşüncem; kimse de benim gibi düşünmek zorunda değil. Öyleyse izin verirseniz yedinci kuralı da ben ekleyeyim: