İdare-i Maslahat: Bir şeyi oluruna bırakma, üstünde esaslı şekilde durmadan idare etme, geçiştirme. Özde iyi şeyleri içeren bir tamlama. Ama sonrasında özellikle devlet yönetiminde yaşanan olumsuzluklar bu tamlamaya farklı anlamlar yüklemiş.
İdâre-i maslahat politikası: Tatsızlığa, huzursuzluk çıkmasına meydan vermemek için tarafları memnun edecek tarzda davranma, işleri şöyle böyle yönetme. Fazla hır güre sebebiyet vermeden, köklü tedbirler almadan durumu idare etmek.
Zaman içinde günü kurtarma, bana değmeyen yılan bin yaşasın, suya sabuna dokunmama, nabza göre şerbet verebilme, bugünü halledelim yarın Allah kerim, işi bil ama işe gitme, kimin kayığına biniyorsan onun küreğini çek, aman ağzımızın tadı kaçmasın, gereğini değil olurunu yapmak, “mış” gibi yapmak anlamalarını da bünyesinde taşır hale gelmiş.
Kanuni, inanıp güvendiği süt kardeşi âlim Yahya Efendi’ye bir mektup yazar. “Bir devlet hangi halde zor duruma düşer? Devletim bir gün çöker, yıkılır mı? Sen bilirsin, beni aydınlat”, der.
Yahya Efendi’nin yanıtı: “Neme lazım be Sultanım!” Padişah bu cevaptan hiç bir şey anlamaz. Yahya Efendi’ye tekrar yazar. “Beni ciddiye almaz, geçiştirir misin?” der. Yahya Efendi Padişah’ı “Sultanım sizi geçiştirmek mümkün mü, mektubunuz üzerine iyice düşündüm ve kanaatimi bildirdim.” diye yanıtlar.
Kanuni, Yahya Efendi’yi ziyarete gider. “Neme lazım be Sultanım, beni bu işlere karıştırma mı demektir, Yahya efendi?” diye sorar. Yahya Efendi yanıtlar:
Devletin hazinesi boşalır, halkın Sultan’a ve yönetenlerine güveni kalmaz, asayiş son bulur, işte o zaman devletin sonu, çöküş gelir.” der. Padişah meseleyi anlar ve Yahya Efendi’ye hak verir.
İdare-i maslahatçılarılar ikiyüzlü ve çıkarcıdır. Yorgan başkasına aitse bir pire için yakabilirler. Yaptıkları iş, onlara menfaat sağlıyorsa kıymetlidir. Değilse, insanlığı kurtarsa bile anlamsızdır.
Osmanlıda valiler, içinden çıkılması zor meselelerle karşılaşınca hükümete sorarlarmış. Devletin merkezinin verebileceği açık bir talimat yoksa valiye ‘‘idare-i maslahat et’’ telgrafı çekilirmiş.
Bu baştan savma telgraflardan bıkan devrin Edirne valisi dayanamayıp İstanbul'a ‘‘idare elden gitti, geriye sadece maslahat kaldı’’ şeklinde, hafif seks kokan bir nükte ile karşılık vermiş.
Şimdi, bütün dikkatinizle Türk tipi başkanlık sistemine odaklanın.
En tepede kadir-i mutlak, yani tek yetkili, devletin bütün organlarını (yasama, yürütme, yargı, vb.) kendisine bağlamış ama hiçbir sorumluluğu olmayan, hiç kimseye hesap vermeyen bir kişi.
Onun izni ve onayı olmadan yaprak bile kıpırdamıyor. Yetkililer yaptıkları her konuşmada onun tensiplerinden söz ediyor. Ülkenin siyasal, ekonomik, toplumsal, askeri sorunlarını biliyorsunuz.
Sonsöz: Kanuni’nin yerinde siz olup Yahya Efendi gibi gerçek bir bilim insanına yazsaydınız, sizce yanıtı ne olurdu? Her şey gönlünüzce olsun!
Mahmut TEBERİK / 14 Mart 2025
Kaynak: Ege Cansen. 9 Haziran 1999, Hürriyet./ H.Yücel Koç. 11.09.2020. Subcon/Turkey.
m.teberik@gmail.com