Karaman Milli Eğitim Müdürlüğü'nün düzenlediği, “İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma” gününde İstiklal Marşı Arapça okundu ve şehrin üst düzey protokolünden de alkış aldı. Protokolde, Vali Hayrettin Çiçek, Belediye Başkanı Savaş Kalaycı, Cumhuriyet Başsavcısı Tuba Ersöz Ünver, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Gavgalı, İl Jandarma Komutanı Albay Osman Saygılı, İl Emniyet Müdürü Mehmet Turhan, İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Çalışkan ve diğer mülki idari amirler ile öğretmenler vardı. Bunlar, bu aşağılık eylemi kılını kıpırdatmadan içlerine sindirdiğine göre, şehrin ileri gelenleri değil, şehrin önde giden aymazları ve vatan hainleridir. Hangi ülkenin milli marşı resmi törende başka bir dilde okunur? O zevatın ilk görevi bağımsızlığın sesi olan İstiklal Marşı’nı savunmak değil midir? Arapça okunması basit bir tercih değil, Cumhuriyete ve Türk diline ahlaksızca bir saldırıdır. Anayasamıza göre marşımızın dili Türkçedir.
Şimdi yıllar önce paylaştığım bir yazıyı tekrar paylaşıyorum. Uzun ama okuyun lütfen.
Onurla, severek ve coşkuyla okuruz İstiklal Marşımızı. Okurken içimizden volkanlar fışkırır adeta. Ona dokundurtmayız, söz söyletmeyiz, dil uzattırmayız aymazlara; saldırgan değiliz ama düşünmeden saldırırız Türk düşmanlarına. Ne yazık ki, çok azımız biliriz, İstiklal Marşının kime hitap ettiğini. Daha doğrusu her kıtasında kimi muhatap aldığını. Yazılış sürecini herkes biliyor. Gelin bir de kıta kıta kime hitap ettiğine bakalım:
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Korku, ölümün ilk basamağı ,yaşarken ölmenin kendisidir. İlk kıtada, şair milletine hitap eden ilk sözü,” Korkma,” diye haykırmaktır. “Korkma,” der milletine; “Korkma, cesur ol, bu bayrak bu topraklar üzerinde sonsuza dek dalgalanacak, son Türk ölmeden bu topraklar asla teslim alınamayacaktır,” demek ister. Unutma senin Atan sana, “Gidip, Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez,” dememiş miydi?
Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül… Ne bu şiddet bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.
İkinci hitap bayrağadır. Şair bayrağımızın, vatanın içinde bulunduğu durum dolayısıyla, kırgın, küskün, üzgün olduğunu düşünmektedir. Ama kaşlarını çatmak ona yakışmaz, bu yüzden de öfkeyi bir yana bırakıp bu kahraman millete artık gülmelidir. Aksi takdirde uğruna dökülen kanları hak etmeyecektir
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Burada anlattığı tarih boyunca hür yaşamış Türk milletidir. O millet bugün olduğu gibi bundan sonra da hür yaşayacaktır. Ona zincir vurmayı düşünmek çılgınlık ve şaşılacak bir şeydir. Böyle bir şeye teşebbüs edecek çılgın, bu milletin gerektiğinde kükremiş seller gibi hiçbir yere sığmayacağını gerekirse dağları bile yırtacağını bilmelidir.
Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,
‘Medeniyet’ dediğin tek dişi kalmış canavar?
Batıdan gelenlerin ağır silahları olabilir ama Türk milletinin tüm o silahları durduracak çelik gibi göğsü vardır. Medeniyet iddiasıyla insanlığa dehşet saçanlar, er geç yenilecek gerekirse o canavarın geriye kalmış tek dişi de sökülecektir
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın… Belki yarından da yakın.
Burada muhatap askerdir. Şair, düşmanın hiçbir şekilde yurda giremeyeceğini, gerektiğinde Türk insanının vücudunu siper edeceğini ifade eder. Vaat ettiği günlerin kısa sürede geleceğine inanılmalıdır. O gün belki yarın ama belki de yarından da yakındır.
Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.
Bu hitap bize. Kan dökülerek, şehit verilerek kazanılan bu vatan sadece bir toprak parçası değildir. Şehitlerin kanıyla sulanmış, çok değerli bir mirastır. Her basıldığında, her adımda o şehitler bir kez daha hatırlanmalıdır.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.
Şair burada kendini de dahil ederek, cennet kadar güzel olan bu vatan uğrunda kendini feda etmeyecek insanın olmadığını vurgular. O toprağı sıksan adeta her yerinden şehitler fışkıracaktır. Türk insanının Tanrıdan tek beklentisi vardır. Gerekirse her şeyini almalı ama onu vatanından ayırmamalıdır.
Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
Şimdi muhatap Tanrıdır ve ondan tek isteği vardır, Şairin. Bu vatana düşman eli değmesin ve dinin temeline şahitlik eden ezan bu yurdun üstünde ebediyen inlesin ister.
O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- taşım;
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek Arş’a değer, belki başım.
Tüm bu dualarının kabul olursa ve bir çok şehidimizin mezar taşının olmadığı bu ilkede bir de mezar taşı olursa, Şairin ruhu arınarak göğe yükselecek ve huzur bulacaktır.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet.
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl.
Şair bu son kıtada zafer gününün heyecanını hisseder ve ay yıldızlı bayrağın gururla dalgalanması gerektiğini ifade eder. Türk milleti asla yok olmayacak, tarih boyunca olduğu gibi, özgür olarak varlığını sürdüreceğini ve bağımsızlığını sürdürecektir. Bu Türk milletinin asla vazgeçmeyeceği bir hakkıdır.
KİMSE KUSURA BAKMASIN AMA