Oktay EROL

Tarih: 09.02.2026 10:15

KARALAR, ADANA’DA ÖYKÜ YAZDI…

Facebook Twitter Linked-in

Bir kendini bilmez, yaptıklarından utanmaz, “iktidar” koruyucusu yüklenicisinin sözlerine dayanılarak, bir temmuz sabahında evi aranan, o sırada Adana dışında olduğu için Adanalıların uzağında gözaltına alınan Adana Anakent Belediye Başkanı Zeydan Karalar, yedi ay sonra özgürlüğüne kavuşurken, içeride benzer haksızlıkla tutuklu bulunanların serbest kalmayışına tepki göstererek “öncelikle içeride bıraktığım başta Ekrem Başkan olmak üzere tüm başkanlarıma selamlarımı iletiyorum, onları bırakıp çıkmak benim için buruk bir sevinç, onların da kısa sürede çıkacağına inanıyorum...” dedi.

Yedi ay… Bir insanın yaşamından bu denli bir zamanı almak, eşinden/ çocuklarından/ yakınlarından uzaklaştırmak, koca bir kitleyi bu eksende toplamak… Ne oldu sonunda görüyorsunuz! Her yalanın, her haksızlığın, her güneşi balçıkla sıvamaya kalkışmanın bir sonu varmış demek ki… “Adalet bir gün herkese” gerekeceğinden, herkesin bu duyarsızlığa tepki göstermesi gerekiyormuş demek ki… Şamil Tayyar bakın ne diyor; “Karalar suçlu bulunup ceza alsa bile ancak bu kadar yatardı”!

***

“Karalar suçlu bulunup ceza alsa bile ancak bu kadar yatardı!” Bunu söyleyen, “muhalefetten” bir isim değil, “iktidarın” bilinen, ne olursa/ olsun “iktidarı” destekleyeceğini sürekli yineleyen bir isim! Ama yedi ay içeride tutuldu, bir de “tutuklu bulundukları süre göz önüne alınarak, yurt dışına çıkış adli kontrol koşuluyla” serbest bırakıldığı belirtildi! Ortada gezinen belgeler gerçek olsa bile içeride tutulacağı süre hem “ne çok” bu kadar olacak, hem de serbest kalırken “yurt dışına çıkış adli kontrol koşuluyla” denilerek cezasının dışarıda da sürmesi istenecek! Tayyar ne diyordur buna acaba?

Şunu biliyorsunuz; Karalar hiçbir zaman yargılanmaktan kaçınmadı, bir suç/ bir eksik/ bir yanlış varsa bedelini ödemekten kaçınmadı, ancak tutuksuz yargılanarak… Suçluluğu kanıtlanmadan “suçlu” sayılarak değil, şu an içeride bulunanların “iktidar medyasında” kirletildiği gibi değil!

***

Herkes soruyor, Yılmaz Özdil bile en son söyleşilerinden birinde “Adanalıyık, Allah'ın adamıyık" sözünün, Çanakkale Savaşı’nda özel bir konumu olduğunu, İngilizlerin dikkatini çektiğinin altını çizerken “Adanalı, birini severse Allah’ına gurban, der… Bir kent insanına be denli mi sahip çıkar ancak. Zeydan Karalar işte tam da o adam… Tüm politikacıların Adana’da yaşananlardan örnek alması gerekir” dedi. Daha çoğu var da; yazmıyorum…

Bu zamana değin kimler geldi, kimler geçti Adana’dan; anımsayın… Zeydan Başkanın yaptığı görev süresini ikiye katlayanları da arasına koyarak düşünün… Onlar için söylenmeyenler, onlar için yapılmayanlar, onlar için sokakları doldurmayanlar, yağmurda alana koşmayanlar, binikiyüz kilometre yürümeyenler, sabahın ilk ışıklarına değin yolları beklemeyenler Karalar için “neden” yapılıyordu acaba, bu yaşananlar ne anlama geliyordu?

***

Buna “hikaye yazmak” da diyorlar ama, ben Türkçe sözcüklerle yazmak/ dili çıkmaza sürükleyenlere bir uyarı olması için “öykü yazmak” diyorum… Politikacının duygudaş olanı, yurttaşı dinleyeni, arayanı yanıtlayanı, çayını içeni, elinden tutanı, sıcaklığını dokunarak göstereni, içten olanı “öykü” yazar ancak! Yurttaşla arasına duvar örenler değil, arandıklarında dönmeyenler değil, yurttaşın sofrasından kaçanlar değil, yalana/ algıya sığınanlardan değil…

Adana’da bunu “en güzel” yazan Karalar olmasa, inanın ne yağmur altında “tepki mitingi” bu denli yoğun ilgi görürdü, ne kilometrelerce öteye günlerce sürecek yürüyüş yapılırdı, ne de sabahın ilk ışıklarına dek sürecek bekleyiş sürterdi! 

***

Adana’da yazılan bu öykü, yalnızca bir başkanın özgürlüğe kavuşması anlamına gelmesin; yurttaşın istencinin, dayanışmanın, adalet arayışının öyküsü olarak da düşünülsün. Karalar’ın serbest kalışı, içeride kalanlara selamıyla eksik bir sevinçtir; ama aynı zamanda toplumun “adalet bir gün herkese” gerekeceğini anımsatışıdır. 

Adana, yağmur altında bekleyenlerin, kilometrelerce yürüyenlerin, sabaha dek yolları dolduranların kenti olduğunu bir kez daha gösterirken Zeydan Başkan’ın yazdığı öykünün öyküsünü yazdı... Şimdi görev, bu öyküyü sürdürmek, Karalar’ın görevinin başına en yakın sürede geçmesini beklemek, yeni öyküler yazmasını istemek… Çünkü Adana’da yazılan bu öykü, Türkiye’nin geleceğine ışıklandıracak… 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —