İfral TURGUT

Tarih: 05.03.2026 19:22

KÖSEM SULTAN  

Facebook Twitter Linked-in

Bunlar, bir gecede cahil kaldıkları için dedelerinin mezar taşlarını okuyamıyordu ya, belki nenelerini de merak edenler vardır diye düşündüm. Bugün Kösem, yarın Turhan Sultan.

Kösem, Mora'da, bir papazın kızı olarak doğdu. Akıncılar tarafından esir alınıp, Saraya hediye edildi. Asıl adı Anastasya idi. Saraya geldiği ilk andan itibaren, dönemin padişahı I. Ahmed dahil olmak üzere herkesi etkisi altına almayı başarmıştı. Ona "Ay Yüzlü" anlamına gelen "Mahpeyker" diye sesleniyorlardı.

Sadece I. Ahmed, bütün gözdelerinden daha çok sevdiği Mahpeyker'e, “önde gelen” anlamında “Kösemen” diye sesleniyordu. Kösemen de, adının hakkını vererek henüz 15 yaşındayken I. Ahmed ile evlenip haseki oldu. Önceleri siyasette ve sarayda çok da etkin olamıyordu.  Ama güzel, zeki, kurnaz ve birçok yeteneği olan biriydi. Padişahın yanında devlet işlerini konuşmamaya özen gösteriyordu. 27 yaşında dul kaldı. Bu hayatının miladıydı.

I. Ahmed'in ani ölümünden sonra saraydan uzaklaştırıldı ama ilk oğlu IV. Murat tahta çıkınca, saraya geri döndü ve küçük   oğlu yerine ülkeyi yönetmeye başladı. Rüşvet çarkından gelen servetiyle hayır işleri yapıyor, bu sayede de insanların saygısını kazanıyordu. Nüfuzunu kullanarak satılığa çıkardığı makamlar sayesinde, servetine servet katıyor, ülke yönetiminde ağaların gücünü bildiği için onları yanına çekiyor, adeta satranç oynuyordu. 

IV. Murad’ı haremden uzak tutmak için, içoğlanlarına alıştırırken, hanedanın devamını sağlaması için de I. İbrahim’i cariyelerle meşgul ediyordu. Duruma göre hamlelerini değiştiriyor, her türlü entrikayı planlıyor, karşısına kim gelirse, onu yok etmekten çekinmiyordu. O kadar güçlendi ki, döneminde çıkan isyanları bile bastıran kadın oldu.

IV. Murat, iktidarına tehlike yaratan iki kardeşinin gözünün yaşına bakmadan öldürmüş, Kösem Sultan ise kılını kıpırdatmamıştı.

Hayatı boyunca öldürülme korkusuyla psikolojisi bozulan İbrahim'i, deli diyerek, IV. Murad'ın gazabından korudu ve IV. Murat öldükten sonra deliyi tahta çıkararak, devleti yönetmeye devam etti. Ancak, İbrahim bir süre sonra kontrolden çıktı. Kösem Sultan da güç kaybetmeye başladı. Haremin gizli dairelerinde sakladığı, cellat kemendinden koruduğu, eliyle tahta oturttuğu oğlu, hasekilerin sözüyle   onu saraydan kovdu, hasekiler de ülkeyle oyuncak gibi oynamaya başladı.

İbrahim’in dengesiz hareketleri ve mantıksız kararları ağaların canına tak ettirmişti. Kösem Sultan'a onu tahttan indireceklerini söylediklerinde, kaybetmeyi sevmeyen Kösem oğlunun infazını, torununun iktidarını onayladı. Torun IV. Mehmet artık padişahtı.

Şimdi  sahneye başka biri çıkıyordu: İbrahim'in eşi, IV. Mehmet'in annesi Turhan Hatice Sultan. O da diğer ağaları yanına çekiyor ve gün be gün güçleniyordu. Kösem, kendi torununa karşı suikast planları yapmaya başlamıştı. Gelin kaynana savaşı başladı.

Savaşı en az Kösem kadar hırslı olan Turhan Sultan kazandı. Kösem suikasta kurban gitti. Üç parmağı kırıldı, kulakları yırtıldı, yüzükleri ve küpeleri alındı, sopalarla dövüldü, yerlerde sürüklendi ve öldü sanılarak Kuşhane Kapısı’na bırakıldı. Yaşadığı anlaşılınca uzun saçlarıyla boğularak öldürüldü çünkü İslamda saray mensuplarının kanının dökülmesi haramdı.

Ölümünü duyan 14.000 kişi, aç kaldığını düşünerek göz yaşı döktü. Çünkü o 14.000 kişiyi devlet kesesinden Kösem Sultan besliyordu. Bunu halkını sevdiği için mi, yoksa o aç bıraktığı insanları gerektiğinde kullanmak için mi beslediğini asla öğrenemeyeceğiz.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —