II. Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından milyonlarca insanın ölümüne yol açan savaş, soykırım ve sistematik insan hakları ihlallerinden sorumlu olan Nazi liderlerinin yargılanması amacıyla, 1945 yılında Almanya’nın Nürnberg kentinde uluslararası bir mahkeme kuruldu ve tarihe “Nürnberg Mahkemeleri” olarak geçti.
Mahkemelerde Nazi Almanya’sının üst düzey yöneticileri dört ana suçtan yargılandı:
Sanıklar Nazi Rejimin en güçlü isimleriydi. Hitler yargılanmadı çünkü savaşın sonunda intihar etmişti.
Duruşmalarda ortaya çıkan kanıtlar, toplama kamplarından çekilen görüntüler, kurtarılan mahkûmların ifadeleri ve Nazi yönetimine ait resmi belgeler Nazi zulmünün en açık delilleriydi. Özellikle, soykırımın devlet politikası olarak organize edilmesi ve Doğu Avrupa’da faaliyet gösteren Nazi ölüm birliklerinin hazırladığı raporlar da on binlerce insanın toplu şekilde öldürüldüğünü gösteren inkar edilemez kanıtlardı.
Duruşmalarda sanıkların en sık başvurduğu savunmalardan biri “Biz sadece emirleri uyguladık” iddiasıydı. Ancak mahkeme bu savunmayı kabul etmedi çünkü sivillerin öldürülmesi, savaş esirlerinin infaz edilmesi ve sistematik katliamlar gibi eylemler insanlığa aykırıydı ve bu tür emirleri uygulayan kişiler de sorumluluk sahibiydi. Gerekçe şuydu: Üstten gelen emirler, insanlığa karşı suçları haklı çıkarmaz.
En güçlü savunmayı Göring yaptı. Hatta onun yaptığı savunma diğer sanıklara moral bile oldu. Göring, Hitler’in en yakın adamı hatta ondan sonra gelecek kişiydi. Ama mahkeme önüne delilleri koyunca susmak zorunda kaldı. Mesela soykırım projelerini ve bunun için görevlendirmeleri bizzat kendisi yapmış. Yukarıda belirtilen dört suçu da defalarla işlemişti. İdama mahkum edildi ama idam edilemedi. Çünkü İdamdan bir gece önce siyanür kapsülü içerek intihar etti. Siyanürü nasıl temin ettiği ise bugün bile hala bilinemiyor.
Nürnberg mahkemelerinin en çarpıcı bölümlerinden biri de “Doktorlar Davası” idi. Bu davada doktorların toplama kamplarında mahkûmlar üzerinde yaptıkları insanlık dışı deneyler ortaya çıkarıldı. Detaya gerek yok ama bu deneylerde kullanılan insanların bir kısmı deney sırasın ölmüş, bir çoğu da ömür boyu sakat kalmıştı. Bu davalardan sonra, tıp alanında insan deneyleri için etik kurallar belirleyen “Nürnberg Kodu” oluşturuldu ve modern tıp etiğinin temellerinden biri atılmış oldu.
Nürnberg Mahkemeleri sadece Nazi liderlerinin yargılandığı bir dava değil, aynı zamanda uluslararası hukukun gelişimi için bir dönüm noktası sayıldı. Bu mahkemeler sayesinde “insanlığa karşı suç” kavramı uluslararası hukukta net bir şekilde tanımlanmış, devlet yöneticilerinin de işledikleri suçlardan dolayı uluslararası mahkemelerde yargılanabileceği kabul edilmiş oldu. Günümüzde Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi kurumların varlığı da büyük ölçüde Nürnberg’de atılan bu hukuki temellere dayanmaktadır. Nürnberg süreci, insanlık tarihinin en karanlık dönemlerinden birine verilen hukuki bir cevap olarak hatırlanmaya devam etmektedir.
Sevgili Dostlar, yazının sonunda iki konuyu belirtmek isterim.
Birincisi duruşmaların iki sene sürmesi dolayısı ile bu kadar kısa bir yazı içinde detaya girmenin mümkün olmadığı. Zaten bir çok konuyu yıllar içinde defalarca anlatmıştım.
İkincisi, ne gerek vardı bu yazıya sorusunun cevabı: Yaşadığımız günlerin yaptırdığı çağrışım diyelim.
Saygılar.