Menü Adana Ulus – Adana’nın İlk Dijital Haber Portalı (2006)
Adnan Gümüş

Adnan Gümüş

Tarih: 19.03.2026 21:52

OKULUN, ÜNİVERSİTENİN, MEB’İN YAPACAĞI ŞEY: GERÇEKLERİ OLDUĞU GİBİ BİLMEK VE GEREĞİNİ YAPMAK

Facebook Twitter Linked-in

Dün Pers, Makedon, Roma, Moğol, Osmanlı; bugün ABD, İsrail, Rusya, Çin, İran, Netanyahu, Trump, Putin, Şi Cinping, Hamaney, Erdoğan… En güncel olanı ABD-İsrail’in İran saldırısı. MEB de saldırganlıkta hiç durmuyor, 24 saat din nema telkin devam ediyor. Bugünlerde bir yandan fütüvvet-ahilik- mesleki eğitim merkezi (MESEM) diğer yandan Öğretmen Akademisi… her gün her saat nema, zihin, zihniyet, zilliyet peşinde, doğru haklı olsun olmasın, yeter ki ele geçirsin, hakimiyet kursun. AKP, her gün her saat iş başında, muhalefeti dahil NATO’ya şükreder halde, NATO ile, Batı ile çelişmemeye, karşı karşıya gelmemeye çalışıyor.

İnsanlık biraz daha sıkışmış, duyarlı insanların, doğaya ve insanlığa dost olanların uykusu kaçmış, sabahlara kadar yaşananları anlamaya ve bir tavır geliştirmeye çalışıyorlar, sabahın erken saatlerinde erkenden dileklerde bulunuyorlar ki, belki o gün doğru düzgün bir taraftan başlar. Bir dost da gruba sabah erkenden dileklerini iletmiş: “Haksız ve hukuksuz savaşın füzelerinin semalarda cirit atığı şu günlerde yeryüzünün güzel çiçeklerinin, börtü böceklerinin bunlar umurunda değil. Vız gelir, tırıs geçer. Sabahın erken uyanan serçeleri, kedileri, köpekleri, gıda arayışındaki cümle mahlukat. Börtü-böceğin sabah mesajı savaşa cesurca karşı dur.” 

Ana konu ve kaygı: Yaşanan ne, nasıl bir tavır almalı

Duyarlı insanların kaygıları yüksek. Dün Pers, Makedon, Roma, Moğol, Osmanlı, İskender, Sezar, Fatih, Petro, Napolyon, Hitler… bugün İngiltere, ABD, İsrail… Bush, Putin, Erdoğan, Biden, Netanyahu, Trump, Erdoğan… Filistin, Yugoslavya, Somali, Sudan, Irak, Afganistan, Suriye, Libya, İran… yaşananlar ne ve buna karşı nasıl bir tavır almalı, ne yapmalı, nerede durmalı?

Problemi, problemin konusunu sebeplerini, araçlarını görebilirsek, değerlendirmeye, karar alma, seçme ve eyleme yoluna daha doğru bir yerden başlayabiliriz. Sadece tanımlamak yetmiyor, mevcut deneyim ve tarihten bir ders çıkarılacaksa, ne olduğunu tanımlayabilmek, olanakları olabilecekleri görebilmek, olması gerekenleri istemek ve yapabilmek gerekiyor.

Hayvan ve çevresi, insan ve dünyası: İnsan kudreti ve dilemesinin etkisi ne? 

Cürcani, ta 1400’lerin başlarında “Tarifler” kitabında, hikmeti/en yüksek bilgeliği, problemi tanımlamak ve tanımladığının gereğini yapmak olarak tarif ediyor: “Hikmet-i İlahiyye): Bir ‘ilimdir’ ki onda, bizim kudretimiz ve di­lememiz ile olmayan, maddeden soyut­lanmış harici varlıkların durumları incele­nir.”

O halde her ilmin konusu, o konuya uygun yol yöntemleri var, sanatları uygulaması var.

Aristoteles’in, İbn Sina’nın yaptığı gibi, Topikler’e dönersek, konuyu problemi ayırt edebilmemiz gerekiyor. ABD-İsrail’in İran’a saldırısı “insan kuvveti ve dileği” ile mi oldu, doğal bir durum veya Evangelistlerin, Hahamların, Ayetullahların sandığı gibi Tanrı eliyle mi oldu, teknoloji ve ideolojinin de yeri rolü ne?

Aristoteles, Kant, Scheler, Uexküll, Hartmann, Lorenz, Mengüşoğlu… insanın doğa, bitki ve hayvan gibi açıklanmaya çalışılmasının ciddi bir indirgemecilik sorunu olduğunu ifade ediyorlar.

Ortada açık bir insan saldırganlığı var, problem insani toplumsal bir problem. Yani insan dileği ve gücü ile olmayanları doğa veya başka bir konu sayarsak, burada insan kuvveti ve dilemesi var.

Doğa ilimleri, müspet/pozitif ilimler ve medeni/sosyal ilimler ayrımının önemi 

Farabi, önce nazair ve medeni, tekrar 1-dil, 2-mantık, 3-müsbet/pozitif ilimler, 3-doğa bilimleri, 5-medeni ilimler diye bilgi disiplinlerini gaye ve mevzularına göre sınıflamaktadır. Pisagor’dan başlayarak, Farabi ve İbn Rüşd’ün de yer verdiği “müsbet bilimler” (Antik Yunan’da “mathemata” olarak tasnif edilen Quadrivium/Dörtlü Yol) aritmetik, geometri, astronomi ve musiki gibi tartı hesap ilimlerinden oluşmaktadır ve hesabının kesin olduğu kabul edilmektedir. Aristoteles ve Farabi sadece tabii ilimleri değil aynı zamanda medeni ilimleri de ayrı tasnif etmektedir.

Öğrenilebilen el-ulûmü’t-ta’lîmiyye/ matematik; hesap kitap yapan, ölçen biçen yanı gerçekliğin bu yanını ele verir ama gayesi toplumsal olanı, medeni olanı, ahlaki olanı kapsamaz, hesap kitap işini yanıtlar. Medeni bilimler, ahlak/siyaset ise iyiliği, saadeti, insani toplumsal olanı yanıtlayacaktır.

Fizik dünyaya doğa bilimlerine, matematiğe, metafiziğe, dile mantığa yerli yerinde ihtiyaç vardır, bunların hayatta da karşılıkları vardır, bunları dikkate alarak dahası praksis/ phronesis/ vicdan/ hayat/ aydınlık bilimlere ihtiyaç vardır, insanı/toplumu insan/toplum yapan bu hayat/ siyaset/ medeniyet/ aydınlanma düzeyidir.

Ayrıca her bilgi disiplininin sanat olan yanı da ayrılmaz bir yanını oluşturmaktadır.

Saf ilim ve sınaat bağının önemi

Farabi, bilimleri bir yandan nazari aynı zamanda ameli, doğa ve insana etkisi bakımından ele alıyor, aynı zamanda “sınaat/sanattan” bahsediyor. “Sınaat Fransızcada, klasik manada: discipline, art. «Smaat». Bu kelimeyi Fârâbi, hemen her vakit, İlimle sıkı bir bağı bulunan işler ve tatbiki ilim manasında kullanmıştır; yani her ilim, sırf İlim olarak tasavvur edilirse, ilimdir; ameli bir faydası ile birlikte düşünülürse sınaattır. Bundan dolayı, mesela mantık sınaatı, tıp sınaatı, ziraat sınaatı, mimarlık sınaatı vs. denilmektedir. (Ahmet Ateş’in Farabî Îhsâ’ül-Ulûm İlı̇mlerı̇n Sayımı kitabında ilgili dipnotu).

Yani eğitim, okul, üniversite, bunların temel uğraşısı bilgi bilimler doğrudan hayatla ilgili ve hayatta karşılığı olan aynı zamanda birer sanattır.

Savunma/savaş ve saldırı/işgal farkı: NATO hangisi?

Bir ülkenin toprak veya siyasal bütünlüğüne saldırı olursa bu işgal olup işgale karşı savunma (savaş) hakkı bulunmaktadır.

Yani işgal bambaşka bir şey savunma savaş bambaşka. BM ve tüm insanlık için saldırgana/işgalciye karşı çıkmak ve savunma yapanın yanında durmak haklı durumu oluşturmaktadır.

Burada Türkiye açısından önemli bir soru var. NATO, dolayısıyla her tür NATO üssü, İncirlik, Pirinçlik vb. saldırı organizasyonunun bir uzantısı mı yoksa savunmanın mı?

Türkiye, en azından her tür saldırı durumunda saldırganın istihbarat ve radar dahil her tür saldırı amaçlı kullanımına bu üstlerde izin vermemelidir. NATO ve üsleri her nasıl olursa olsun saldırının bir parçası olmamalı, Türkiye de buna müsaade etmemelidir.

Gerçek öyle mi? NATO bir savunma teşkilatı mı?

Aydının/bilgenin/ilahi hikmetin işi: Eşyanın, yaşanılanın gerçekliğini olduğu gibi bilmek ve gereğini yapmak

Cürcani “Tarifler” kitabında “ilahi hikmet” tarifine devam ediyor: “Denildi ki: O, eşyanın gerçeklerini, ol­dukları gibi bilmek ve gereğini yap­maktır. Bunun içindir ki o, ilmiyye ve ameliyye kısımlarına ayrılmıştır.”

Bilim kişisi, entelektüel olma, bir konunun insana, topluma, doğaya olumlu olumsuz etkilerini de araştırma bilmedir, aydın/bilge olma haktan, doğrudan yana da durabilme cesareti gösterebilmektir. Sokrates’e, Aristeteles’e kadar, Farabi’ye, Mutezeli’ye kadar geri giderek, Kant’a Marx’ın, Gramsci’nin, Frankfurt Okulunun katkısı ile “Aklını ilmini kullanma cesaretini göster”, ama bu yetmez, “Aklının ilminin gösterdiğinin gereğini yapma, vicdanının/bilincinin sesini de dinleme cesareti göster.”

Saldırganlığın ana sebebi en genel ve yansız bir belirlemeyle yayılmacılık ise, her tür yayılmacılığı, yayılmacılığın her tür alt sebebini, yol yönetimini, aletini, etki ve sonuçlarını araştırma cesareti; bunlara karşı savunma yol ve yöntemlerini araştırma cesareti; bu yetmez, aynı zamanda gereğini yapma - çocuğu/bireyi, toplumu, insanı/insanlığı, doğayı/toprağı/iklimi savunma- cesareti göster.

Maddi/kapitalist/emperyalist veya manevi/dini/etnosantrik her tür saldırganlık ve yayılmacılığı, bu kötülükleri destekleme yol yöntemlerini, dahası bunlarla nasıl baş edilebileceğini araştırma, sorgulama ve bunlara karşı bireysel ve kolektif halde durma cesareti göster.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —