Menü Adana Ulus – Adana’nın İlk Dijital Haber Portalı (2006)
Mahmut TEBERİK

Mahmut TEBERİK

Tarih: 08.03.2026 13:17

TOPLUMSAL YAŞAMDA YÖNLENDİRME (MANİPÜLASYON)

Facebook Twitter Linked-in

Yönlendirme (manipüle etme), bireylerin düşünce, duygu veya davranışlarını kendi çıkarına göre yönlendirmek amacıyla uygulanan bilinçli ve stratejik bir etkileyicilik türüdür. Psikolojik bağlamda manipülasyon; aldatma, ifadeyi bastırma, duygusal yönlendirme veya gerçekleri çarpıtma gibi çeşitli tekniklerle yapılır.

Yönlendirilen birey, çoğu zaman bu etki altında olduğunun farkında bile olmadan karar alma süreçlerindeki özgünlüğünü yitirebilir. Ülkemizde en çok kullanılan yönlendirme araçları; din, devlet, milliyetçilik, Atatürk, vb. dir.

1.Dinler. Devletleri yönetenlerce, toplumları kendi çıkarlarına göre yönlendirmek amacıyla kullanılan en eski aparat dinlerdir. Ülkemizde son 25 yıldır bunun en açık, en bariz delilleri yaşanmaktadır. Örn. AKP ye oy vermeyene cennetin kapısı kapatılmış, köşkleri, süt ve şarap akan ırmakları, dillere destan hurileri yasaklanmıştır.

2. Devlet, Toplumu oluşturan bireyler, zora başvurma yetkisini ve gücünü boyun eğecekleri bir güce, yani devlete devretmek üzere anlaşırlar. Buna toplum sözleşmesi denir.

Ancak, totaliter (bütüncü) yönetim biçimleri devleti mitleştirir, efsaneleştirir, toplumla özdeşleştirir ve toplumun iyiliği için bireyi ve bireyin haklarını yok sayarlar.

Ortaçağda gücünü Tanrıdan alan yöneticiler, tanrısal adaleti sağlama bahanesiyle halkı yönlendirmişlerdir. Bu anlayış, bizde ve Orta Doğu ülkelerinde bugün de sürmektedir.

3. Milliyetçilik/ulusçuluk. Her ulusun kendisini dış müdahalelerden bağımsız olarak yönetmesi gerektiğini, ulusun bir yönetim için doğal ve ideal bir temel ve tek haklı politik güç kaynağı olduğunu savunur. 19. yüzyıl başlarından itibaren Avrupa'da, 20. yüzyıldan itibaren ise tüm dünyada egemen politik düşünce tarzı haline gelmiştir. 

Bu aparatı kullananlar, topluma kendisinden başka tüm toplumların düşman olduğunu açıklar. “Bir Türk dünyaya bedeldir, Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” vb. safsataları o kadar çok kullanırlar ki, toplumu oluşturan bireylerin kendilerine biat etmesini sağlarlar.

4. Kemalizm ya da Atatürkçülük. Laikliğe ve Batı demokrasisine dayanan ulusal ve üniter cumhuriyetin çağdaş uygarlık düzeyine erişebilmesini Atatürk devrimlerine bağlayan öğreti ve bu öğretiye bağlılıktır. Türk halkının iradesiyle oluşmuş, tarihi bir gelişmenin ürünüdür.

Dünya tarihinde hiçbir kurucu önder bu kadar çok sevilmemiş, bir o kadar da hakarete uğramamıştır. Yine bu sevgi ve hakaret hiçbir toplumda hırsızın, uğursuzun, vurguncunun ve çapulcunun yönlendirme aracı olarak kullanılmamıştır.

Atatürkçü geçinen vurguncu ve uğursuzları örnek gösterip Kemalizme saldıran iki grup vardır. Birinciler safça, aklı yetmediği için “Kemalizm buysa kötüdür” vb. şeklinde suçlama yaparlar.

Asıl tehlikeli olanlar ikincilerdir. Kemalizme cepheden karşıdır ama gardropçuları örnek gösterip “işte Kemalizm budur” diyerek saldırıyı sinsice yaparlar. Ne yaparsın? Kötülük insanın içinde.

08 Mart 2026.

Mahmut TEBERİK


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —