İfral TURGUT

Tarih: 16.01.2026 01:13

YENİ TANRI: BİLİM

Facebook Twitter Linked-in

İnsanlık tarihinin en değişmeyen gerçeklerinden biri, bir “mutlak” arayışıdır. Bu “mutlak” bazen bir tanrı, bazen bir ideoloji, bazen de bir lider olmuştur. Modern çağ ise kendine özgü bir mutlak üretti: Bilim.

İyonyalı Doğa Filozofları, “İnsanlar bakışlarını gök yüzündeki tanrılardan, yer yüzündeki insana çevirdiğinde bilim başladı,” der. Aradan binlerce yıl geçmesine rağmen, hala her türlü problemin çözümünü gök yüzündeki o bir türlü tarif edemediği “mutlakta” arayanlar var. Kanserli bir hasta için din, “Allahtan ümit kesilmez,” derken bilim, “Kansersin. Çaresi de bu,” diye gerçeği söyler.

Göğe bakarak dua eden insan, bugün ekranlara bakarak gerçeği seyretmekte. Eskiden “vahiy” sorulurken, şimdi “veri” soruluyor. Bu yüzden, “Yeni Tanrı: Bilim” derken, bilimin kendisinden çok, ona yüklenen sorgulanamaz değeri kastediyorum.    

Bilimin yükselişi elbette tesadüf değildir. Aydınlanma ile birlikte insan aklı, dogmalara karşı büyük bir özgürleşme yaşadı. Deney, gözlem ve akıl yürütme sayesinde doğa anlaşıldı; hastalıklar tedavi ediliyor, hayat uzadı, evrenin sırları birer birer çözülüyor.

Bilim, bu yönüyle insanlığın en büyük başarılarından biri oldu. Bilim, “İnan,” demez, “Sorgula,” der. “Kabul et,” demez; “Yanlışla,” der. Bilimin gücü, kesinlik iddiasında değil, yanlışlanabilir oluşundadır.

Bugün sıkça kullandığımız, “Bilim der ki…” ifadesi, çoğu zaman bir tartışmayı bitirme aracına dönüşmüştür. Oysa bilim, tartışmayı bitiren değil, başlatan bir araçtır. Her dinin bir tapınağı, her inancın bir ruhban sınıfı vardır. Bugün    laboratuvarlar tapınakların, uzmanlar da ruhban sınıfının yerini aldı. Orada binlerce yıldır ne anlama geldiğini bilmeden, hiç değişmeyen dualar ezbere okunmaz, aklın ve bilimin öncülüğünde insan odaklı, insana yönelik  üretimler  yapılır.

Bilim, güç üretir fakat bilgelik üretmez. Bilgelik ahlâk, vicdan ve anlam arayışıyla ilgilidir. Eğer bilim, bu sınırlarını unutursa, bilgisini artıran insanlık daha erdemli değil, daha tehlikeli hâle gelir. Atom bombası bilimsel bir başarıdır ama ahlâkî bir felakettir. Aynı bilim, insanı iyileştirebildiği gibi yok da edebilir.

Bilim, insanın en değerli araçlarından biridir ama en yüce ölçüsü değildir. İnsan, yalnızca deney tüpünden ibaret değildir. Anlam, vicdan, merhamet ve adalet; mikroskopla görülemez ama insanı insan yapan şeylerdir. Yeni tanrılara ihtiyacımız yok. Yeni putlar da üretmemeliyiz.

İhtiyacımız olan şey; bilgiyi bilgelikle, gücü ahlâkla, bilimi insanlıkla sınırlamaktır. Bilim kutsal değil, değerlidir. Tanrı değil, araçtır ve araçlar, asla tapınılacak şeyler olmamalıdır.

Ancak, gök yüzüne bakarak, görülmeyen “mutlaklara” dua etmek yerine, insanlık için mucizeler yaratan bilim adamlarına müteşekkir olmalıyız. Bunu en derinden hisseden insanlardan biriyim. Çünkü bilim bana kaybettiğim dünyamı kısmen de olsa geri verdi. Artık, çok sınırlı da olsa, okuyabiliyor, yazabiliyor, televizyon seyredebiliyor, insanları ve doğayı daha net görebiliyorum. 

GALİBA SON BAHARIMI DAHA RAHAT GEÇİREBİLECEĞİM.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —